Son Kaybımız


Mehmet Kabasakaloğlu
21.05.2015

Anket

Siteye nereden ulaşıyorsunuz

Nikfer
Nikfer
8% [1 Oy]

Denizli
Denizli
33% [4 Oy]

Denizli Dışından
Denizli Dışından
42% [5 Oy]

Yurt Dışından
Yurt Dışından
17% [2 Oy]

Oy: 12
Oy vermek için üye girişi yapmış olmanız gerekmektedir.
Başlama Tarihi: 17/12/2012 14:48

Anket Arşivi

Site İstatistik

Üye Sayısı: 520
Haber Sayısı: 408
İnceleme Sayısı: 211
Resim Sayısı: 223
Yorum Sayısı: 325
Dosya Sayısı: 11
Website Sayısı: 10

Başlık Sayısı: 171
Mesaj Sayısı: 254
@

Son Çevrimiçi Üyeler

> nikfer15 hafta
> buayapoker16 hafta
> ORHAN AFACAN39 hafta
> NazB48 hafta
> tangkason...50 hafta
> gembalapoker51 hafta
> Jessy Lim63 hafta
> michaelbjp65 hafta
> nikfernik 69 hafta
> koltuklari92 hafta

> Çevrimiçi Ziyaretçiler: 7
> Toplam Üye Sayısı: 520
> En Yeni Üye: buayapoker

Etkinlikler

<< Temmuz 2018 >>
Pzt Sa Çrş Prş Cm Cts Pz
            1
2 3 4 5 6 7 8
9 10 11 12 13 14 15
16 17 18 19 20 21 22
23 24 25 26 27 28 29
30 31          

Etkinlik Yok.

Puan Durumu

İlgili

Hacı gadı İsmail BAŞLI (1896-1968)


İSMAİL BAŞLI (1896-1968)
Muhtarlık Dönemi: 15,03,1935--18,03,1939


Sevgili Nikfer'liler;
1935 ile 1939 yılları arasında Nikfer köyünde muhtarlık yapan Hacı Gadı oğlu İsmail BAŞLI'yı size öğrenebildiğim kadarıyla anlatmaya tanıtmaya çalışacağım. Umuyorum okurken zevk alırsınız. Nikfer'de iz bırakmış büyüklerimizden birisidir. 2000 yılında eski reis Hacı Mustafa ÖZKAN'nın , Çoturalların Süleyman AKYOL'un, Zofuların Hasan SOFUOĞLU'nun ve 2006 yılında da Söke Bağarasında oturan oğlu Şinasi BAŞLI' nın anlattıklarıyla ve muhtarlığın resmi karar defterlerinin incelememle derlenmiş bir araştırma sonucudur.
Sizden acizane isteğim, anlattığım olayları ve kişileri şimdiki zamana göre değil de 1935 (72 yıl önce)Türkiye'si ve Nikfer'ine göre yorumlamanız ve değerlendirmenizdir. 1935 li yıllarda Nikfer'de insanlar hayvancılıkla geçinir. Nüfüsun büyük bir bölümü çobanlık yapar. Çiftçilikle uğraşanlar tarlalarını hayvanlarla sürer. O zamanlar daha tütün gibi sanayi ürünü yetiştiremiyoruz, arpa buğdayı da sadece kendi yiyeceği kadar zor yetiştirebiliyoruz. İhtiyarların anlattıklarına göre on dönüm den aldığı buğday şimdiki bir dönümden alınan kadar. Hayvan gübresinden başka gübre yok. Babalarımızın ve dedelerimizin öğleye kadar çiftte çubukta, öğleden sonra oduna gittiği ve akşam o günkü odunun ocaklıda yakıldığı, ertesi gün de yine oduna gidilmesi gereken yıllar. Annelerimizin ninelerimizin de paraya çevrilebilir tek gelir kaynağımız olan Nikfer bezi dokuduğu yıllar. Aileler kalabalık, iş ve görev bölümü yapılarak günlerin geçtiği zamanlar. İnsanların yakacak odunu ve evde yiyecek unu olduğunda başka derdi olmadığı, mutlu olmaya çalıştıkları bir Nikfer. Nikfer'de daha soba bile yok o zamanlar. Ülke fakir ve yeni yeni sanayileşmeye başlamış. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün yaptığı yeniliklere halk uymaya benimsemeye azami gayret gösteriyor. En büyük mücadele de cahillikle yapılıyor. Ülkede hala savaşın izleri ve etkileri silinememiş. Kayıpların ve acıların küllenmediği yıllar. Köyde muhtarın denetiminde belli saatlerde açılıp kapanan anotlu katotlu büyük pilli bir tane radyo var. Halk, o saatleri haber dinlediği için merakla bekliyor. Pilleri Acıpayam'da doldurulup getirildiği bir dönem.Yazımın bazı bölümleri o bakımdan yaşadığımız zamanın kurallarına, düşünce yapısına ve yaşam tarzımıza göre farklı, hatta yanlış gelebilir.


Hacı Gadı oğlu İsmail Başlı, 1919 yılında Naboğlu tarafından öldürülen Muhtar Hacı Gadı'nın oğludur. 1896 yılında Nikfer'de doğan İsmail Başlı ilkokul seviyesindeki tahsilini Nikfer'de bitirir. O zamanın ortaokul seviyesindeki Rüştiye mektebini ve bugünün liselerine tekabül eden İdadi mektebini Kızılcabölük'te bulunan Tahir efendinin yanında okur. O zamanlar bu eğitimi almak isteyenler Konya'ya veya Yatağan'a giderlermiş. Anlatılanlara göre, okula yeni gittiğinde Tahir efendinin sorusu üzerine öğrenciler soy kütüğünü sayarlar. Diğer öğrenciler babasını, dedesini, dedesinin babasını sayabilirlerken, İsmail Başlı altı nesil atalarını sayınca hocası bundan çok etkilenir. Daha ilk günlerden hocasının gözüne girer ve tahsilini tamamlayana dek hocasının gözbebeği olur. Bana anlatıldığına göre Tahir efendi o zamanlarda Uzunpınar'da bulunan müftülük makamını Kızılcabölük'e aldıran, medrese (Fakülte) kurduran bir din adamı ve aynı zamanda bir müftüdür.

İsmail Başlı 17-18 yaşlarında askerliğe elverişli olduğu için I.Cihan Harbi'ne katılır. Osmanlı imparatorluğu'nun Suriye cephesinde yaptığı savaşa katılır. Osmanlı askerleri İngilizlerle dört Kolordu halinde savaşırken Osmanlının bir kolordusunun dağılmasıyla boşalan bu yerden giren İngilizler Osmanlı askerini iki ateş arasında sıkıştırır ve esir alırlar. İsmail Başlı işte bu savaşta İngiliz'lere esir düşer. Size daha önce yazdığım ve anlatmaya çalıştığım köy muhtarlarımızdan Nuri çavuş ve Efe Kamil (Abdullah Keysan) de bu cephede İngilizlere esir düşerler. Bunları İngilizler esir olarak Hindistan'a götürürler. Ancak İsmail Başlı Mısırda esir kalır. Telli Kebir denilen yerde telle çevrili alanda üç yıl esir kalır. Esir askerlerimiz geceleri Telli Kebirden kaçarlar. İngilizler bu kaçışları engelleyemezler. Kaçışları engellemek için esirlerin yemeklerine gece görmeyi engelleyecek ilaçlar veya bitkisel karışımlar koyarlar. Esirler bir gün, bakla yemeyi hazırlarken yeşil yapraklarını yiyen Osmanlı esirlerinin gecede rahat görebildiklerini fark ederler. Yani tesadüfen İngilizlerin verdiği ilacın etkisini yok eden yeni bir ilaç keşfederler. Esirler bakla yaprağı yiyerek kaçmaya devam ederler. İsmail Başlıda buradan kurtulur. Dönünce tekrar kurtuluş savaşına katılır.Dokuz yıl memleketine askerlik hizmeti verdikten sonra Nikfer'e döner.

1935 senesinde 39 yaşında iken köyün ileri gelenleri ve ahali İsmail Başlı'ya muhtar olması için baskı yaparlar. Kendisi muhtarlık teklifi getirenlere
"Evet köyün bir muhatara ihtiyacı var, ama köyün sorunları daha çok, ben düşündüğüm fikirlerimi projelerimi halkın fakir olması nedeniyle gerçekleştiremem"
diye reddeder. Daha sonra baskılar artınca ve köy ahalisinin onun arkasında olacağını taahhüt etmesiyle İsmail Başlı muhtarlık için aday olmayı kabul eder. Ancak zamanın Tavas kaymakamı ile Tavas CHP fırka(Parti) başkanı olan Hamza Türkmen, onun muhtarlık için aday olmasını istememektedir.
(Açıklamakta yarar görüyorum 1935 te tek partili dönemi anlatıyorum. Daha Demokrat partinin kurulmasına 11 yıl var. Burada konumuza kıyısından köşesinden siyaset bulaştırmak gibi en ufak bir niyetim asla yok. 1935 te herkes sevsin yada sevmesin CHP'li. O dönemde CHP Tavas teşkilatı siyasette çok etkili ve Tavas ve çevre köylerinin bütün önemli kararlarında etkisini gösteriyor.)
Onun muhtar olmasını istemeyen muhalif olanlar da vardır. Bunlar ahaliyi de etkileyerek engellemeye çalışırlar. Nihayet seçim günü gelip çatar. İsmail Başlı oylamanın yapılacağı kahveye gelip
"Ey ahali! bana muhtarlık için rey vermek isteyenler versin, ben adayım"
der. Oylar kullanılır, sandıklar açılır ve İsmail Başlı'nın seçimin galibi olduğu ortaya çıkar.İsmail Başlı seçimi kazandığını duyunca, tekrar kalkar ve oy pusulalarının bulunduğu masaya gelir, oy pusulalarını avuçlayıp kaldırarak
" Bakın arkadaşlar ! benim muhtar olmama en başta Kaymakam ve CHP fırka (Parti) başkanı olmak şartıyla karşı çıktılar. Eğer Mustafa Kemal çıkardığı kanunu (seçim kanununu kastediyor) tatbik edecekse, muhtar benim, ama kanunu tatbik etmeyecekse orasını bilemem"
der. Sevgili Nikfer'liler bu konuşma özellikle o dönem de kolay yapılabilecek bir konuşma değil. Muhtar olmasıyla o zamanın hem Tavas'ın yönetiminde çok etkili olan fırka başkanını, hem de kaymakamı baştan karşısına almış oluyor. Bu konuşmayı yapabilen birisinin çok akıllı, kararlı, cesur ve bilgisine güvenen biri olması lazım. Şu anda bile bir köy muhtarı kaymakamla iyi geçinmek zorunda, çünkü; bütün hizmetler kaymakamlık kanalıyla gelir.

Seçim sonucunda köy ihtiyar heyeti azaları ;
Hacı Veli oğlu Ali (Ali Sinkil)Demircilerin
Serin oğlu Mahmut ( Mahmut Serinken)
Kara Osman oğlu Mehmet
Maden oğlu Hasan (Hasan Gündoğar)
Emir oğlu Ahmet (Ahmet Emiroğlu)
Koca Ramazan oğlu Ali
Seçilirler.

----- İlk önce köyün imar durumunu ele alır. Önceki muhtar Mustafa AKYOL 'un zamanından kalan işleri tamamlamaya çalışır. Önceki dönemlerde satışı yapılmış ancak alıcılardan satış şartları yerine getirmeyenlerden bazı mera ve yerleri ve kamu yararına görmediği uygulamaları geri alır. Köy meydanındaki oluk'tan akan su iki arık şeklinde şimdiki müze yapılan okul yanından ve karşı taraftan akarmış yani şimdiki kasaba girişi olan Atatürk caddesinin sınırlarını o zaman belirlemiş ve arıkların kenarlarına kavak ağaçları diktirir. Yol genişletmesi için ev önlerindeki avlulardan ücreti ödenerek istimlak edilir yollar genişletilir.

----- Şimdiki cumhuriyet meydanının çalışmaları ilk onun zamanında başlar. Cumhuriyet meydanındaki Atatürk heykelinin yerini hazırlar heykel için kaidesini hazırlar, fakat heykelin dikilişi daha sonra olur. Cumhuriyet meydanının geniş ve kullanışlı olması için avlulardan ve ev önlerinden arazi istimlak edilir. Şimdiki Cumhuriyet meydanı onun yaptığı meydandan kenarından köşesinden daha da daraltılmışmış olduğu söylenir.

1936 senesi 95 nolu karar

Köyümüz caddelerinin ıslah(iyileştirme, güzelleştirme) edilmesi için Kadir oğlu İsmail'in (hacı kadirlerin) yüz lira kıymetindeki avlusuna ve Cinci oğlu İbrahim'in (cincikerin)elli lira kıymetindeki avlusunun mezkur bedellerinin verilerek istimlak (kamulaştırma kamu yararına el koyma)edilmesine karar verildi.


----- Abdullah Keysan (Efe Kamil) zamanında yapılan ilkokulun (şimdi müze ve park yapılan) çevresini taş duvarla çevirir. Okulda yangın söndürmek için tertibat aldırır. Muhtarlığı süresince okulla irtibatını hiç koparmaz ve okulla çok yakından ilgilenir. Öğretmen ve öğrencilerle ilişkilerini çok sıcak tutar. (Şu anda 75-80 yaş arasında olan ihtiyarlara sorarsanız onlar anlatırlar. Okula gittiğinde öğrencilere sorular sorar onların özellikle diploma sınavlarında bulunurmuş )Oğlu Şinasi Başlı'nın anlattığına göre diploma sınavları yapılırken sınava girecek olan öğrenciler İsmail Başlı'nın soruları zor oluyor diye baban sınava gelmesin derlermiş.

----- Çevre düzenlemeleri ilk onun zamanında yapılır. 1930 ile 1954 arası belediye oluncaya kadar, diğer muhtarların 20 yılda toplam aldıkları karar sayısı 47 iken, sadece İsmail Başlı'nın aldığı karar 2 yılda 149 dur. Bu 149 karardan 20 kadar kararı sadece çevre düzenlemesi içindir. Bu rakamlar Muhtar İsmail Başlı'nın çevre ve köyün güzelleştirilmesine ne kadar önem verdiğini gösteriyor.Bunlardan bazıları şöyle;

-Köy meydanlarına ve sokakları işgal edenlere izin vermez,
-Gübreliklerin evin cadde tarafından alınıp arka tarafa alınması kararı alır,
-Köy meydanındaki ev sahiplerinin evlerini ak toprakla sıvamaları için karar alır ve yapmayanlara ceza verir.
-Köy meydanına gelen oluk suyu ( içme suyu ve temizlik suyu olarak kullanılı yor) arıklarının temizlenmesi, Evlerin bahçelerinden geçen su yollarının üzerlerinin kapatılması için emir verir.
-Yıkılmaya yüz tutmuş köhneleşmiş ve harabe durumundaki evlerin bir an önce yıkılması veya tamir ettirilmesi hakkında karar alıp yaptırır.
-Köy halkının evlerinin önünü haftada iki gün Cumartesi ve Salı günleri süpürmelerini ve temizlemelerini sağlar,
-Bahçe duvarları çalı ve çit olanların bir an önce taş yapıyla yaptırılması kararını alır,
-Meyvesiz tüm ağaçların meyve verecek şekilde aşılanması ve mümkün olan her yerin ağaçlandırılması için çalışır,
-Pazar yerine at, eşek vs. bağlanmasını yasaklar, bağlayanlardan köy sandığı için ceza alır.

1935 senesi 18 nolu karar;

Köy meydanlarına ve köy sokaklarına tecavüz edenlerin duvar çekmelerine ve buralara gübre(hayvan gübresi) yığanların ve gübre tutanların üç gün içinde duvarlarını yapmaları ve gübreleri ortadan kaldırmalarına, emir hilafında (Aksine) hareket edenlere birer lira ceza verilmesine, yıkılması gereken duvarları yıkmayanların da duvarlarının yıktırılıp köy sandığından para sarfıyla kaldırılmasına ve gidecek masrafların onlardan alınmasına karar verildi.


----- İsmail Başlı'nın bilgisine, adalet duygusuna, muhtarlık makamına olan saygıdan ve köy kanununun muhtarlara verdiği yetkilerden dolayı, köydeki bütün anlaşmazlıklar muhtara getirilir. Muhtarda bunların ihtilaflarına anlaşmazlıklarına çözümler üretir. Zaten eskiden köyde iki kişi arasında çıkan bütün anlaşmazlıklar ya imam yada muhtar tarafından çözülmeye uzlaştırılmaya çalışılırmış.Bunlar arasında alacak verecek davaları var. Komşular arasında anlaşmazlıklar var. Tazminat davaları var. Bunlardan iki örnek yazmak istiyorum.

1935 senesi 57 nolu karar;

Köyümüz ahalisinden Sofu oğlu Mahmut'un köpeği darı başından gelir iken Halil oğlu Ömer mezkur (Adı geçen, anılan,söz konusu) köpeği Hacı Sarı oğlu İbrahim'in köpeği ile görüştürmek üzere İbrahim hanesine getirdiği ve orada bulunan İbrahim oğlu Mahmut'u ısırıp yaraladığı ve köpeğin ısırmasına sebep olan Halil oğlu Ömer'den on lira tazminat alınmasına, ve köpek sahipleri olan İbrahim ve Mahmut köpeklerini başı boş bıraktıklarından dolayı birer lira ceza alınmasına, mağdur Mahmut'un yol ve sağlık masrafları için on lirayı köy sandığından verilip gönderilmesine, Tazminata mahkum olan Halil oğlu Ömer'den alınıp köy sandığına yatırılmasına karar verildi.


1935 senesi 58 nolu karar;

Köyümüzden semerci Ahmet oğlu Ahmet'in (semercilerin) alacak davası için bize müracaat ettiğinden borçlu Ömer çavuş oğlu (Omarçavuşların)Hüseyin inkar etse de davacı Ahmet'in şahidi olan Sarı Hüseyin ve Topal Musa oğlu İsmail (Koçak hafız) namı şahısların yeminle alınan ifadelerinden anlaşıldığına göre Mezkür (Adı geçen)Hüseyin'in beş lira borcu olduğu anlaşılmış olmakla, yirmi bir gün içinde beş lirayı alacaklı Ahmet'e verilmesine karar verildi.

Bu şekilde on kadar kararı var.

----- Köy esnaflarına özellikle kasaplara fiyat tarifesi verir.

1935 senesi 69 nolu karar;

Köyümüz içinde kesilen hayvanların et fiyatları konuşuldu Koyunun et fiyatı bir kilosu yirmi kuruş, erkek keçi on yedi buçuk kuruş, dişi keçi on kuruş tan satılmasına karar verilmiştir. Hilafında (aksine) hareket edenlerden birer lira cezayı nakdi alınmasına karar verilmiştir.


----- Köy ekonomisinin bel kemiği olan Nikfer bezinin aynı standartta olması için karar almış ve uygulamış. Benim çok önemsediğim bu kararı da yazmak istiyorum;

1936 senesi 78 nolu karar;

Köyümüzde bulunan mensucatın(dokumaların) ıslahı(düzeltme ve iyileştirme) için dokuma taraklarından(Dokuma tezgahlarında dişleri arasından iplik geçen tarağa benzer araç) sekiz çileli taraktan başka, yani altı buçuk ve yedi ve yedi buçuk çileli tarakların ortadan kaldırılmasına, karar verilmiştir. Yukarıda yazılı bez taraklarından çıkan bez toplarının elden çıkarmak üzere aşağıdaki tarihten yirmi beş gün sonraya kadar müsaade edilmesine mezkur müddet sonunda taraklar ve bu taraklardan çıkan bez topları ve sekiz metre olmayan bez topları görülürse derhal müsadere(zorla alım) edilerek köy sandığına varidat (gelir) olarak kayıt ve teslim edilmesine karar verildi.



Bu karar şu açıdan benim ve Nikfer için önemli. Bildiğimiz gibi Nikfer bezi o zaman çok önemli gelir kaynağımız. Evdeki kadınlarımız bez dokurlar, erkekler ise çevre köylere ve ilçelere giderek bu bezleri satar o parayla yiyecek ve başka ihtiyaçlarını temin ederlerdi. Bu bezlerimizin aynı standartta olmaması bizim köyümüz ve bezimizin geleceği bakımından kötü bir şey. Daha dar ve daha kısa olan bezleri alanlar, daha sonradan aldandıkları hissine kapılıp Nikfer bezi almak istemeyebilirler. Bizim bezimiz için iyi değil, pazarımızı kendi elimizle baltalıyor durumuna düşeriz. Nikfer köyümüz ve bezimizin geleceği için çok önemli bir uygulama olduğunu düşünüyorum.


----- Eski köy okulunun yerine (Şimdiki Belediye oteli ve düğün salonunun karşısındaki yer.) yıkılan eski okulun enkazı ile köy kahvesi yapılması ve gelirinin köy sandığına aktarılmasına karar alır. O zamanlar camii imamının ücretini halk ve cemaat ödemektedir. Bu kahvenin geliriyle imamlara düzenli olarak ücretleri ödensin halktan para toplanmasın ister. Karar alır ve inşaata başlar. Ancak bu karara muhalif olanlar "Kadınlarımız oluğa gidip gelirken buradan bakacaklar" diye akşama kadar yapılan inşaatı sabaha kadar yıkarlar. Böyle birkaç gün devam eder. Oğlu Şinasi Hocanın anlattığına göre inşattaki usta olan Durmuş İsmail dayı "Bir gün inşaatta çalışıyoruz duvarlar da baya yükselmişti yıkanlar geldiler bizi duvarlardan indirdiler. Ben de arkadaşlar, muhtar bunu kendisine mi yapıyor köye gelir olsun diye yapmıyor mu? siz neden böyle yapıyorsunuz dedim. Biz tartışırken muhtar geldi o da ikna edemeyince bize, sizin yevmiyeleriniz tamam siz gidin dedi bizi gönderdi. Onlarda bizim yaptığımız duvarları yıktılar." dedi diyor. Kaymakam da bu kahvehane işine karşı çıkınca vazgeçer. Daha sonra Muhtar İsmail Başlı madem siz kahvehane yapılma işine karşısınız o zaman dükkan yapalım, zaten eski okulun malzemeleri kullanılacak olduğundan masrafımız az olacak der ve üç dükkan yapıp satar. Şimdiki eski ziraat bankasının karşısındaki bölgeden, Hasan Deveci'nin yeri ve Hacı Nazmi'nin yeri bu yerler olsa gerek)
Bu kahvehane yapılması işi de en çok konuşulan olaylardandır.

---- Muhtarlığı döneminde çevre köy muhtarlarıyla beraber bir birlik kurar. Birliğin amacı o zamanlarda köy enstitüsü mezunu öğretmenler bir köye geldiklerinde köyün her işiyle ilgilenirlermiş. Köyleri kalkındırmak ve halkı bilinçlendirmek üzere bir çok faaliyette bulunurlarmış. İsmail Başlı'da bunu sağlamak üzere çevre köy muhtarlarını örgütler. Tüm köylerle birlikte bütün Barza halkının talebi olarak öğretmen talebinde bulunur. Köydeki gençlerin meslek öğrenmelerini ister. Gelecek öğretmenler için dükkan tahsis eder, öğretmenler için yatı pavyonu olarak adlandırılan evler yapar. Bu yerler için okul kenarından yerler istimlak eder. Yaptığı ihalelerle de bu yatı pavyonunu ve köy odası inşaatlarını yapar. Bu öğretmenler bir süre köyde özellikle Demircilik, Marangozluk gibi mesleklerde çırak yetiştirmeye çalışırlar.

Bu öğretmen evlerinin yapılması ve yeri için yer istimlak (kamulaştırma) kararı şöyle;

1936 senesi 94 nolu karar;

Köyümüzde yapılacak yatı pavyonu(öğretmen evi) yerini ahali ve hükümet tarafından Hüseyin oğlu Şükrü' nün(Ali beylerin Ali beyin babası) bir dönüm avlusunun istimlak edilmesi münasip görülmüş olmakla Ehli vukuf (bilirkişi) tarafından iki yüz lira kıymet takdir edildiği mezkur(söz konusu) bedeli verilerek istimlak edilmesine karar verildi.


----- Çarşı meydanına lonca (Belli bir meslek alanında uğraşılan yer) yaptırır. Pazara gelen esnaflar ve halktan yetiştirdiğini satmak isteyenler, bunun altında sergi açıp satmaları için. Bu esnaftan da köy sandığına gelir sağlanmasını ister. Bu loncalar hem pazarımızın gelişmesini sağlar hem de düzen getirir. Köydeki ihtiyarlar evden yumurta satıp ihtiyaçlarını görür hem de sandığa düzenli rüsum (Pazar sergi vergisi)geliri sağlamaya çalışır. Bu loncalar yapılırken imece (halkın yardımlaşarak iş yapması) uygular. Öküzleri ve arabası olanlar nakliye işi yapar, öküzü ve arabası olmayanlar da o işte ücretsiz çalışırlar. Çalışmayanlar da para verir. Köy halkının ortak kullanacağı yerler için beraber ortaklaşa çalışılır.

---- İsmail Başlı'yı anlamak için ailesi adına aldığı en önemli kararlarından birisi kızını ( terzi Halil İbrahim DÜZGÜN,ün annesi) Zamanın Kızıl çullu (İzmir e bağlı) köy enstitüsüne göndermesi. O zamanlar Nikfer'de halk bırakın kız çocuğunu, erkek çocuklarını bile okula devam ettirmedikleri ve bu yüzden ceza ve hapis yattıkları bir dönemde kızını Kızıl çullu köy enstitüsüne( Yeni alfabeyle öğrenimin ve köylerin gelişimini daha hızlı sağlamak üzere öğretmen yetiştirmek için açılan okullar) öğretmen olması için göndermesi çok anlamlı. Ama hem maddi sıkıntılar hem de kızın anneannesinin baskıları sonucu kızı okulu bitiremeden döner. Ama yine aynı okula gönderdiği veya gönderilmesinde etkili olduğu akrabası olan Mehmet İçyüz (gök Mehmet) ve saçlıların Ramazan okulu bitirir. Bu isimler köyümüzden yetişen ilk öğretmenlerdendir. Daha sonraları Mehmet İÇYÜZ 1960 ihtilali döneminde kasabamızda belediye başkanlığı da yapar.

Kısa süren muhtarlığı döneminde bu kadar işi sığdırması halkı çok sıkıntıya sokar. Halkta yavaş yavaş muhalefet başlar. Yapılan işlerde elbette halkın katkısı istenir. Kendisine muhtarlık için teklif getirenlere dediği gibi köyün yapılacak çok işi vardır. Halk ta fakir olduğundan zorlanır. Eldeki mevcut imkanlarla yapabileceklerini yapmaya çalışır. Zaten başta kaymakamı da karşısına almıştı. Kaymakam da aldığı bir çok kararı ince ince kanun ve yönetmelik süzgecinden geçirir. Muhtarın kendine göre rahat çalışmasına pek fırsat vermez. Resmi olarak ta işlerin devam ve hızlanması açısından zorluklar çıkar.

Hayatı boyunca cahillikle mücadele etmiş bir insan. Çok olgun, anlayışlı, sertliği sevmeyen, kavgadan nefret eden bir yapıya sahip. Muhtar İsmail Başlı'yı sevmeyenler veya onun yaptıkları işlerde çok sıkılanlar, ona ayak uyduramayanlar, onun için mani düzmüşler.

Yılan akıp gideri,
Yerlere yarıp gideri,
Bol paçalı hacı Gadı
Nikferi yakıp gideri.

Nikfer'e soba onun zamanında gelir. Babam rahmetli anlatırdı. Oğlum bu sobayı bulan Cennetliktir derdi. Çünkü gençler her gün oduna gidermiş. Ailede kalabalık olanlar iş bölümü yapar kardeşlerden biri oduna, biri öküzlerle çifte, diğeri de yiyecek ihtiyacı için çevre köylere ve ilçelere bez satmaya gider sattığı bezle evin ihtiyaçlarını görürümüş. Oduna gidenin odunu bir günde yakılır ertesi gün yeniden giderlermiş. Isınmak için soba yok sobayı bilen yok . Ocaklı'da odunu yakarlar karşısına anne ocaklının bir tarafına, baba öbür karşıya, çocuklarda yarım ay şeklinde ocağın karşısında ısınırlarmış. Ocaklıda yanan ateşte o zaman hem ısınılır, hem yemek yapılır hem de geceleri aydınlatması için kullanılırdı. Onun için odun gündelik yaşam için çok önemli.
Muhtarlığından sonra tütünü ilk Söke' den getirip diken ve halkı teşvik eden de o olmuş. Söke'den tütünü getirir köylüye nasıl dikileceğini öğretir. İhtiyar kadınlar ilk olarak tütünü onun tütünü dikilirken gördüklerini onun yanında işçilik yaptıklarını söylüyorlar. Sonradan bir ekonomik değeri olduğu anlaşılıp para kazanılmaya başlanınca herkes tarafından dikilmeye başlanır.

Soyadı kanunu çıktığında Nikfer'lilerin namlarına kişiliklerine ve uygunluk durumuna göre soyadı verir. Herkes soyadını ondan öğrenmiş. (Köy heyeti olarak mı belirlediler orası tam belli değil. Soyadını beğenmeyip değiştirenler elbette olmuştur. Ama benim dikkatimi çeken kasabamızda ki soyadları kişilerin huyu tüyüne kişilik yapısına özelliklerine göre genelde bir uygunluk var. Birde Farsça Arapça karışımı veya ekleri alan isimler var. Kendi soyadım gibi Bacanlı : Ba Farsça da bir ek ve önüne geldiği bir kelimeyi anlamda kuvvetlilik canlılık veriyor. Ba-canlı = Çok canlı, tez canlı, çalışkan)

Köy ovasına pamuk dikilmesinde yine onun çabaları var.
Hacı Mustafa Özkan amca "pamuklar çok güzel oldu fakat kozalakları ermedi" demişti. Yeniliği seven araştıran bir yapısı var.
Muhtarlığının son zamanlarında halka, şimdi Boyalık ve Çıvgın Ekinlik denen mevkiler o zamanlar hazineninmiş. Arkadaşlar buraları düzenleyelim, bölelim, gelsin herkes buraya bağ diksin, ileride devlet buraları bu halka dağıtır der, ama halk buna itibar etmez. Kendi evinin arkasındaki eğrek dağının kasabamıza bakan yüzüne bağ diker fakat bağ çubuklarını da gençler yolar. Kavga ve münakaşayı sevmediği içinde arkasına düşmez. Hatta kendisini seven ve destek olmaya çalışan geçler bu birkaç kişi olan bağları koparanları kendilerine göre ceza vermek isterler, ancak Hacı Gadı oğlu İsmail bunlara "onlarda yaptıklarının kötü olduğunu anlarlar" diye izin vermez. Kavga gürültü olmasın ister.

Küçük çaplı insanlar, insanlarla,
Orta çaplı insanlar, olaylarla,
Büyük çaplı insanlar, fikirlerle uğraşır.

Sözü tam da Hacı Gadı oğlu İsmail Başlı'nın kişiliğini ortaya çıkarıyor.

Muhtarlığının son 7 ayında görevinden istifa eder ve yerine Birinci aza Mahmut Serinken (Serin oğlu Mahmut –Mahmut cu Mehmet'in babası) göreve vekaleten devam ediyor.
Hacı Mustafa Özkan'ın anlattığına göre Hacı Özkan'ı Cumhuriyet Halk Partisine kayıt yaptıran İsmail Başlı olmuş. Ona Partilerin sosyal hayatta ne kadar önemli olduğunu anlatır. Hizmet yapmak için partiye katılması gerektiğini ilerde iyi hizmetler yapmasını tavsiye etmiş.
Aynı zamanda Demokrat parti kurulduktan ve Nikfer'de teşkilat yapısı oluştuktan sonra zaman zaman parti teşkilatını ziyaret eder Hasan Sofuoğlu ' nun anlattığına göre partiden Nikfer için neler istenmesi gerektiğini, nasıl çalışmaları gerektiğini anlatır. Yolların düzeltilmesini, Köyün kasaba olması için mücadele edilmesini, öğretmen istenmesini vs. izah eder.

Nikfer'de iki defa evlenmiş. İlk eşinden kızı(Tezi Halil İbrahim'in annesi) Olur. İlk eşi ölünce İkinci defa evlenmiş ve ikinci eşinden Şinası hoca olur. Fakat daha sonra ikinci eşi de ölüyor. Bir daha Nikfer de evlenmiyor. Köyümüzden ayrıldığında dul olarak gidiyor.

Şinasi hoca'nın anlattığına göre Hasta ziyaretlerini çok sever hiç aksatmazmış. Ayrıca köyde o zamanlar bir eve girerken pek kapı çalınmazmış. İsmail Başlı eve kapı çalmadan girmez, ev sahibi de kapı çalındığında onun geldiğini anlarmış.

1951 yılında kasaba olması için çok uğraştığı köyünden kasaba olmadan ayrılır. Oğlu Şinasi'nin anlattığına göre "Benim tahsilim için köyden ayrıldı".diyor. Ben düşünüyorum acaba Nikfer halkına kırıldığı için gitmiş olabilir mi?. Sizce kırılmış olabilir mi?. Oğlu Şinasi'yi okutmak Kur'an ve Arapça öğretmek istiyor. O zamanlar köyde ve Türkiye genelinde Kur'an ve Arapça öğretmek yasak. Bunun yüzünden kasabamızda kendi çocuklarını ve akraba çocuklarını okutmak isteyen hocalar ve ihtiyarlardan ceza alanlar hapis yatanlar olmuş. (Babam rahmetli komşumuz olan Çakalların Hacı Hasan amcanın kendilerine Kur an öğretirken, şikayet üzerine jandarmalar gelerek Hasan amcayı götürdüklerini ve biraz hapis yattığını anlatırdı) Hacı Gadı oğlu İsmail Başlı' da daha önce 1938 yılında bir Ramazan ayı boyunca imamlık yaptığı Söke Bağarası köyüne gitmek için köyden ayrılıyor. Bağarası'nda imamlık yaptığı dönemden bildiği Bağarası'nda oturan İstanbul müderrislerinden( zamanımızın profesörleri) icazetli yani diplomalı dersiamlarından ( kürsü sahibi ders veren öğretmenleri) Bahri hoca efendi'nin yanına gitmek ister. ( Şinasi hocanın anlattığına göre; 1952 yılında zamanın diyanet işleri başkanı Ahmet Hamdi Akseki ölünce Başbakan Adnan Menderes'in diyanet işleri başkanı yapmak istediği bir alim) Koçarlı'ya varınca Tavas Karaköy'den tanıdığı Ayan oğlu Ahmet, İsmail Başlı'ya Kızılkaya köyünün imam aradığını söyler. O da köye bir uğrar. Camide ders verir. Muhtar ve halk onun Kızılkaya köyünde kalması için ikna eder. Çok talebe yetiştirir. Çok sevilir. Köylülerde İsmail Başlı'nın bir gün onları terk edeceğinden korkarak ayrılmasını da istemediklerinden orada evlendirirler. Ölünceye kadar orada imamlık yapar. Oğlu Şinasi'yi de Bahri hoca efendinin yanında yetişmesini sağlar.

1968 yılında oğlunun yanında vefat eder.
Ben İsmail Başlı 'nın Mezarını ziyaret ettim. Başında dua etmek nasip oldu. Mezar taşında şunlar yazılı;Türkçe kelimelerle;

Ne kadar büyük olsa da şanın,...Ne kadar büyük olsa da ünün şöhretin,
Akıbet iki taş olur nişanın,.........Sonunda iki taş olur işaretin, izin, belirtin,
Lütfüne rafik eyle ya Celil,....... Güzelliğine affına hak edenlerden et ya Allah
Abdi acizinim ismim İsmail,...... Aciz bir kulunum, ismim İsmail,
Tavas 'ın Nikfer köyünden ........Tavas'ın Nikfer köyünden
Hacı Ahmet oğlu İsmail.............Hacı Ahmet oğlu İsmail
Ruhuna fatiha
D:1313 - Ö: 1968


Ben Hacı Gadı oğlu İsmail'i tanıdıkça anlatılanları dinledikçe ve kararlarını okudukça hayranlığım arttı. O zamanda yetişmiş böyle bir insanın daha uzun yıllar muhtar olmasını ve köyümüzün kalkınmasında, güzelleşmesinde daha uzun yıllar hizmet etmesini beklerdim. Kendisi cahillikle ne kadar mücadele ettiyse de sonunda kendisi de pes etmiş gibi görünüyor. Daha neler yapabilirdi neler düşünüyordu, neler yapmayı planlamıştı, ne kadarını yapabildi bilemiyorum. Ama yine de kendisini duyduklarımla tanıyabildiğim kadarıyla Köyümüzde ki muhtarlık yapanların içinde en başarılı en aydın, bilgili ve ileriyi gören birisi. Bütün imkanları zorlayarak yaptıkları, tek kelimeyle muhteşem.

Köyümüzün gelişimi ve güzelleşmesi hem ekonomik hem de sosyal yönden çok emeği var ve çok uğraşmış. Günümüz de bile aradığımız özlediğimiz idarecilerden. Keşke Nikfer bu hazineden daha fazla yararlanmayı bilseydi.


Kaynak;
Kaynak olarak yazabileceğim o kadar isim var ki şaşarsınız. Nikferli olup ta yaşı şu anda 70 in üstünde olanlar onu bizzat görüp tanıyanlardır. Onların muhakkak surette Hacı Gadı İsmail denince size anlatacak çok şeyleri vardır. Yaşı yetmişten küçük olanlar ise büyüklerinden dinledikleriyle sizleri boş çevirmezler. Çünkü İsmail Muhtar Nikferin gelişmesinde yön vermiş, köyünü kalkınmasına yararlı şeyler yapmaya çalışmış, düşünmeyi öğretmiş, birlikten güç doğduğunu göstermiş en önemlisi ÜRETMEYİ öğretmiş. Sizce az şey mi yapmış?

Ama kaynak olarak başlıca şu isimleri yazabilirim.
1-Şinasi BAŞLI (Hacı gadı oğlu İsmail Başlı'nın oğlu)
2-Hacı Mustafa ÖZKAN (Kasabamızın belediye başkanlarından)
3-Hasan SOFUOĞLU (Belediyemizin ilk memurlarından )
4-Süleyman AKYOL (Çoturalların Süleyman- Eski mahalle muhtarlarımızdan)
5-Muhtarlığın resmi karar defterleri.




Yazar:Kenan Bacanlı Kaynak:www.nikfer.de
Henüz yorum yazılmamış.

Yorum yaz

Yorum göndermek için lütfen üye girişi yapın.

Oylama

Sadece üyeler oylayabilir.

Oy verebilmek için lütfen üye olun ya da üye girişi yapın.

Henüz bir oylama yapılmamış.